“Şu an ve gelecek arasındaki fark illüzyondan başka bir şey değildir. Dün, bugün ve yarın, sonsuz bir döngü hâlinde birbirine bağlıdırlar. Her şey birbirine bağlıdır. ” Einstein’ın bu sözü ile başlayan diziyi, sağlam bir gerilim izlemek isteyenlere ama aynı zamanda, cevabı bulamayacağımız halde “nereden geldik, nereye gidiyoruz, Tanrı var mı, zaman bükülebilir yani içinde yolculuk edilebilir bir şey mi” gibi soruları sormaktan bıkmayan ve kafa yormayı sevenlere, rahatlıkla tavsiye ederim.
Dizi, bir adamın kendisini asmasıyla ve ardında bıraktığı, belli bir tarihte açılmasını istediği mektupla, aynı zamanda bir çocuğun kaybolması ve 2 çocuk cesedinin bulunmasıyla, yani bomba gibi başlıyor ve aynı şekilde de devam ediyor. Mümkünse 10 bölümü de kısa sürede seyredebileceğiniz ve kafanızı da yorabileceğiniz bir zamanda başlayın. Alman yapımı olan Dark, Almanya’da geçiyor, orijinal dili de Almanca. Ben gayet keyifle orijinal dilinde izledim ama isterseniz İngilizce dublaj seçeneği de var. Oyuncuların performansları ile mekan ve kostümlerde, farklı zamanları kısa sürede yansıtma becerisinin yanında dizinin en büyük başarısı, bazen sinirleri bozmaya kadar giden ama aynı zamanda çok iyi müzikleri ile kurgusu. Üç hatta dört ayrı zamanda geçen ve çok kalabalık bir oyuncu kadrosuna sahip dizinin, şu anda bile anlaşılması kolay değil ama bu kadar rahatça izlenebilmesini, zekice yapılmış kurgusu sağlıyor. Senaryo zaten beyninizi sonuna kadar zorlayacak türde, biraz Stranger Things ondan daha da çok Nolan’ın İnception’ına benziyor. Bir çok dikkatli izleyicinin kolayca fark edeceği hataları tabii ki ben de farkettim ve görmezden geliyor da değilim. Evet en azından, bazı karakterlerin bu kadar unutkan olmamalarını ya da kaybolmuş halde bulunan çocuğun, polisin odasında yalnız bırakıldığını izlememeyi isterdim. Yine de ben bu tür yapımların, zaten adı üstünde kurgu olduğunu ve bu tip kusurları görmezden gelerek tadını çıkarmayı tercih edenlerdenim. Aynı fikirdeyseniz sizin de keyif alacağınıza eminim.