Bir masanın etrafında oturan, hiç tanımadığınız yedi kişiyi ne kadar süreyle ve ilgiyle izleyebilirsiniz? İtalyan sinemasından, çok başarılı bir uyarlama olan Cebimdeki Yabancı’yı yaşı, cinsiyeti ne olursa olsun, herkesin ilgiyle izleyeceğine, izlerken de yer yer gerileceğine eminim.
Bir çoğu çocukluktan arkadaş olan yedi kişi bir akşam yemeğinde buluşurlar. İlk başlarda, alıştığımız sohbeti, kahkahası ile Ferzan Özpetek sofrası ama bu sefer masayı paylaşanlar çok tehlikeli bir oyun oynuyorlar. Yemek boyunca gelen her telefon herkes tarafından dinlenecek, her mesaj herkes tarafından okunacak. Amaçları, “benim kimseden saklım, gizlim yok”u kanıtlamak.. Ama tabii ki herkesin birbirinden gizlisi saklısı var ve evet filmde dendiği gibi, telefonumuz bizim kara kutumuz artık! Ve oyunun başlamasıyla biz de ortaya çıkan sırları izliyoruz. Bir masada ve bir yemekte bu kadar çok şey yaşanması belki fazla diye düşünebilirsiniz ama onu da filmin temposu uğruna görmezden gelebiliriz.
Ben başından sonuna hiç sıkılmadan soluksuz izledim ki, bunun en temel sebebi de diyalogların çok iyi olması. Oyuncuların da her biri başarılı ama özellikle ilk kez seyrettiğim Şebnem Bozoklu’yu çok beğendim. İçinde fırtınalar kopan, mutsuz ve sarhoş kadını hiç abartmadan oynamak çok az bulunur bir yetenek.. Aynı şekilde Belçim Bilgin’e ve mimikleriyle oynama becerisine de bayıldım. Yönetmenliğini Serra Yılmaz’ın yaptığı ve bence altından gayet iyi kalktığı filmde, Ferzan etkilerini de görmekten büyük mutluluk duydum.
Bu Cuma vizyona girecek filmi, bence akşamüstü seansında seyredin ve sonra bir yemek masasında tartışacak vakit ayırın kendinize. Oyunu siz de oynar mısınız, artık o sizin cesaretinize ve filmden çıkaracağınız derse kalmış…@cebimdekiyabanci #cebimdekiyabancı🎬🎥