Kızı tecavüze uğrayan ve öldürülen Mildred (Frances McDormand), olayın gerçekleştiği yerde üç tane billboard kiralar ve kızının katil ya da katillerinin hala bulunmadığını tüm Missouri halkına çok sert bir şekilde hatırlatır. Adını afişe de ettiği ve suçladığı Dedektif Willoughby (Woody Harrelson) ise, kanserle mücadele eden ve çevresinde çok sevilen bir insandır. Eski eşi, oğlu da dahil tüm kasaba, zaten çok da sevilmeyen Mildred’a karşı tavır alırlar.

Tam 7 dalda oscar’a aday olan ve en iyi film ödülünü alacağına da kesin gözüyle bakılıyor. Ben ise bırakın oscar’a aday olmasını, neden çekildiğini bile anlamadım. Filmin adı kadar seyretmesi de zor. Bütün karakterler aşırı, abartılı. Çok öfkeli, çok salak, çok iyi, bağ kuracağınız ya da size gerçek gelen tek bir karakter dahi yok. En iflah olmaz adamın bir tek mektupla en iyi adam olması ise son noktayı koydu benim için. Bence, filmin aynı zamanda yazarı da olan yönetmeni, üç tane iyi karakter oyuncusu seçeyim, filme de ardı ardına felaket koyayım kesin iş yapar demiş, haklı da çıkmış. Aslında senaryoda bu kadar mantıksızlık olmasa, karakterler de bu kadar “gerçek dışı” olmasa konuyu beğenebilirdim, bu haliyle nasıl bu kadar beğenildi hiçbir zaman anlayamayacağım. Oyunculara gelince her biri çok iyi oynamış ve Sam Rockwell de dahil, oscar’a aday her üç oyuncu da ödülü kazanırsa hakkıyla kazanır, yine de bir çok kişinin de aynı başarıyla oynayacağını, kendilerinden çok da farklı bir şey katmadıklarını göz ardı edemeyeceğim.

Çok büyük umutlar ve kesin beğeneceğim önyargısıyla gittiğim filmi, bu kadar insan beğenmişken ve oscar’a bu denli yakınken, tavsiye etmiyorum diyemem. Ama bana göre hiçbir derinliği, inandırıcılığı olmayan, izlenmesi adından daha zor ve son derece sıkıcı bir film Three Billboards Outside Ebbing, Missouri.

Reklamlar