Bilim adamları, Baltimore’daki uzay araştırma enstitüsüne, Güney Amerika’da yakaladıkları ve yerli halkın Tanrı olarak adlandırdığı, insan boyutlarında bir “yaratığı” getirirler. Yaratık, kendisini incelemek isteyenlere karşı son derece vahşi davranmakla birlikte, yakınlık gösteren insanlara da sevgiyle karşılık verecek duyarlılıktadır. Binada temizlik görevlisi olarak çalışan Elisa ise, yetimhanede büyümüş bir dilsizdir ve yaratıkla kısa sürede, derin bir bağ kurar. Bu seneki büyük hayal kırıklıklarıma bir yenisini daha ekleyen Guillermo Del Toro, hikayesini kendi yazdığı filmde çok başarılı teknik sanatçılarla çalışmış, üstüne bir de adaylığı garantilemek için hem siyahi, hem eşcinsel sorunlarına da yer vermiş. Bana göre, biraz denizkızı filmlerinden, biraz zamanının meşhur dizisi Güzel ve Çirkin’den izler taşıyan, ama özünde E.T.’nin yeni versiyonu olarak adlandıracağım tam on üç dalda Oscar adayı Shape of Water, başarılı sinematografisi ve Sally Hawkings’in çok iyi oyunculuğu dışında, gayet sıradan bir film. Senaryodaki mantıksızlıkları ise yazmak bile istemiyorum..

Reklamlar