Elio, henüz on yedi yaşında, cinselliği ve aynı zamanda içgüdülerini yeni farkeden bir gençtir. Entelektüel ailesiyle birlikte yaşadığı yazlık eve, Profesör babasıyla çalışma yapmak üzere, Amerikalı bir öğrenci gelir. Elio, bir yandan alışılmış ve aynı zamanda beklenen tavırları sergilerken bir yandan da ortaya çıkan yeni duygularına karşılık bulmak ister.
Her filmde aradığım, bulunca ise mutluluktan uçtuğum ve bence, fantastik filmler dışında bir filmin akılda kalmasını sağlayan özelliklerin tamamı bu filmde var. Doğallık, sadelik, abartısızlık, herkesin mutlaka kendisinden bir şey bulacağı duygular, poz vermeyen, kameraya oynamayan oyuncular..Ve üstüne İtalya’nın harika görüntüleri, yaz mevsimi, yemek masaları, çok konuşan insanları, plajları, seyretmeye doyamıyorsunuz. Filmin geçtiği dönemin 80’ler olması ise ayrı bir keyif veriyor, izlerken.

En iyi film dahil 4 dalda Oscar’ aday olan ama Golden Globe ve Bafta’da sadece uyarlama senaryo ödülüyle yetinen filmin, En İyi film Oscar’ını da alacağını sanmıyorum. Ama keşke alsa..Başroldeki gencecik Timothée Chalamet ise Gary Oldman’ı alt eder mi bilemem ama kesinlikle oscar’lık bir performansı var.
Call me By Your Name’in tek olumsuz tarafı, biraz ağır, özellikle ilk yarı oldukça ağır ilerlemesi ama olur da sıkılırsanız, filmin sonlarında Elio’nun babasıyla yaptığı konuşmayı izlemenin, tüm beklemelerinize değeceğini sakın unutmayın. O konuşma ki, bu filmin uzun süre akıllardan çıkmamasını sağlayacaktır.

Reklamlar