1800’lerin sonunda, New York’ta, vahşice öldürülmüş bir erkek çocuk cesedi bulunur. Kısa süre sonra çocuğun, bir genelevde kadın kılığında çalıştığı ve bir seri katilin kurbanı olduğu anlaşılır. Olayları örtbas etmeye çalışan New York polisinin aksine, illüstratör bir muhabir ile bir psikiyatrist, emniyet müdürlüğünde çalışan ve dedektif olmak için yanıp tutuşan sekreteri de yanlarına alarak, katilin peşine düşerler.
Caleb Carr’ın çok satan romanından uyarlanan dizi, polisiye ve gerilim sevenler için birebir fakat zaman zaman ağır ilerlediğini, son derece karanlık olduğunu ve seyretmesi zor sahneler olduğunu da belirtmeliyim. Tüm bunlara rağmen senaryosu, mantık hatalarının azlığı, kurgusunun başarısı sayesinde sonuna kadar merakla izleniyor. Dizinin oyuncuları ile yönetmenlik başarısı yanında prodüksiyon tasarımı ve kostümleri çok başarılı. O yılların New York’unu her bir ayrıntıya özen göstererek ve hiçbir ayrıntıyı atlamadan, çok da şık yansıtmışlar. Ben de o her bir ayrıntıyı büyük bir keyifle izledim ki dönem yapımı sevmeyenlerin bile keyif alacağına eminim.
Son olarak, Ruh Avcısı (Alienist) kelimesinin, eski zamanlarda psikiyatristlere verilen isim olduğu bilgisini de paylaşayım.
Toplam 10 bölümlük tek sezondan oluşan diziyi, Netflix’de izleyebilirsiniz.

Reklamlar