Küçük bir kasabada yaşayan ve hayalleriyle, gerçekleri arasında sıkışıp kalmış insanları anlatıyor Ahlat Ağacı. Bir yandan da aslında çok sevdiğimiz ama yaptığı hatalarla ya da yapmadıklarıyla, hem kendisine hem çevresine verdiği zararlar nedeniyle, sevmeye çekindiklerimizi. Aslında konusu çok da önemli değil filmin. Her filminde olduğu gibi Nuri Bilge Ceylan çok da önemli olmayan konuları, çok önemseyerek anlatmış. Çünkü kendisinin de dediği gibi, ne anlattığınız değildir önemli olan nasıl anlattığınızdır. Picasso’nun resimleri, Coelho’nun romanları ya da Cem Yılmaz’ın stand up’ları.. Çok önemli şeyler anlatmaz ama öyle anlatırlar ki, bakmaya, okumaya, gülmeye doyamaz insan. Ceylan da öyledir, 3 saat boyunca sizi ekrana bağlar, olağanüstü diyalogları içinize işler.
Bu filmde de yine diyaloglar ve oyunculuklar başrolde. Özellikle iki imam ile Sinan’ın diyalogları öyle başarılı ki, tüm cümleler bir roman oluştursun istedim.
Tüm oyuncular harika iş çıkarmışlar ama baba rolünde Murat Cemcir, her sahnesinde ayrı devleşiyor. Çekimler, kullanılan müzikler, arada çok da uzatmadan ama sakil de durmadan yer verilen memleketimizin gerçekleri, kurgusu, hepsi büyük bir özenin ve usta ellerin sonucu.
Nuri Bilge Ceylan filmlerini iki sıfatla özetleyebilirim, son derece ağır, son derece gerçek. Bu filmde de yine uzun bakışmalar, uzun duraklamalar ve uzun sahneler var ancak yine de diğerlerine göre daha az, hatta arada seyirciyi güldüren, çok kıvamında ve yerinde sahneler de var. Ve bu filmi de, yine büyük mutlulukla söyleyebilirim ki sonuna kadar gerçek, sonuna kadar doğal. Kış uykusu hala en sevdiğim filmi ama bu filmi de, aksiyon ya da eğlence aramayan, gerçekten çok iyi film izlemek isteyen herkese (ve mümkünse yalnız başınıza izlemenizi) tavsiye ederim. #ahlatagaci @nuri_bilge_ceylan

Reklamlar